İstanbul Şehri
sayende
şayeban olduk istanbul şehri
sayende sebil olduk aç kaldık sefil
olduk
yıldızlar dem çekti güvercinler gibi başucumuzda
ve yaktı perişan
eyledi sine-i sâd-pâremizi
saplanıp hançer misâli bir hilâl
sokaklar
serseri biz serseri
yüksekkaldırım’da
bir cezayir şarkısını dile getirdi
plâklar
cadde-i kebir: bütün ışıklarını yakmış bir gemidir
sinemalar
neredeyse boşalacaklar
vay anam vay
sen ne dersin istanbul
sen
garip bir şair olsan söyle ne halt edersin
kimin gücü yeterse kahretsin
parasızlığı
sefalet akıyor gürül gürül sokaklardan
yol üstünde bir şehvet
çarşısı tıklım tıklım
yol üstünde sevda pazarlığı aşk
pazarlığı
kurtulamadık gitti bu denli kepaze hayattan
hep böyle gecelerin
koynunda yaşadık
geceler serseri biz serseri
karakoldaki aynada safran
gibi kirli yüzümüz
gözlerimiz hasta gözleri ellerimiz hasta
elleri
kırılmış kavala dönmüşüz
sen söyle serseriler kralı
istanbul
sen söyle iki gözüm
hangi merhem çâredir şu bizim yaramıza
yel
üfürdü su götürdü gençliğimizi
elimiz boşa geldi meydanlarda
kaldık
meydanlar serseri biz serseri
sağımız sefalet solumuz ölüm
işte
geldik gidiyoruz
kahrolasın
kahrolasın istanbul şehri
Attilâ
İlhan
25/7/2007 | Kategori:
ALINTILAR
|
Yorum (5) |
Yorum Yaz
Kalıcı Bağlantı | Arkadaşına Gönder
Önceki Sayfa | : | Sonraki Sayfa