İntiharlara susuşum

bezgin çimentolarına duvarların
hep aynı coşkuyla uyanır sabah
sıvası dökülmüş perdesini evlerin
ışıkları ile yırtan güneş
hep yalan dostluklar gibi gün
yol kıvrımlarında seni kucaklar

çoğalır caddelerinde taze bakışlı çocuklar
ağız kıvrımlarına bir anlık
aşina sevinçler
çatlasada tomurcuklarını
süregelen bahar
geçer bir kelebek ömrü kısalığında
açmadan ellerinde
ne gül
ne de sümbül

ellerin güz kenarında süzgün kerpiç
durur parmakların kuru dal
bir kelebek kanadının sürdüğü
toz izi dökülür gece boylarında
hep aynı
yeknesak rengiyle hüzünlerinin
bezenirde gülüşlerin
yastık altına ilinir
dudağını k
andırdığın tebessümlerin

durur aynasında o yarin
neşterlendiğin bakış
hep aşksız eylemlerle
donanmış gözleri
ve tozlu çerçevelerinde
aynı ihtilaller
ve devrilişin

ah deli sevdam
ebruli devrim resimleri gibi
çizdiğim düşüm
kaç kaval sesinde incindin de
tükendin iksir türküm
uğruna savurduğum sesler
uçurum boylarından
yankısız dönen bumerang
bitti kavgam

o devasa iniltisi yırtılmış türkülerin
dilimde sendeleyen
koşmuyorsa yaşama senli
bu intiharlara susuşum


9/6/2007 | Kategori: ALINTILAR | Yorum (0) | Yorum Yaz
Kalıcı Bağlantı | Arkadaşına Gönder


Önceki Sayfa | : | Sonraki Sayfa