İLGİNÇ DUALAR...
TÖVBE TÖVBEE YAAV...DİYORUM AMA KESİN BU TARZ DUA EDENLERDE VARDIR DEMEDEN EDEMİYORUM...
Allahim...
Karimi her turlu tehlikeden koru,gerekirse ben
tehlikeye atlayayim.Onu hic yorma,gerekirse ben yorulayim
O calismasin,ben calisayim
O hasta olmasin,ben olayim...
Allahim o aldatmasin,ben aldatayim
Benim guzel karim dul kalmasin,ben kalayim...
Elhamdurusu ile
Kizlar surusu ile
Sabah birisi ile
Aksam yenisi ile...
EVLi KADIN DUASI
Allahim lutfen bana;
Deniz kadar etkileyici bakislari olan ve yakisikli (Aliye),
Ferit kadar kibar ve olgun (Bir Dilim Ask),
Selim kadar zeki ve zengin (Bir istanbul Masali),
Baran kadar karizmatik (Haziran Gecesi),
Cem kadar sadik ve eglenceli (Avrupa Yakasi),
Polat kadar guclu (Kurtlar Vadisi)
Mithat kadar becerikli (Sahra) ve
Niko kadar fedakar ve kararli (Yabanci Damat)
biriyle tanisma firsati ver.
Ver de, evdekini kapiya koyabilmek icin yeterince
cesaretim olsun. Yoksa televizyon karsisinda
ihtiyarlamaya devam edecegim!
Elhamdulillah eriynen,
Yakisiklilar suruynen,
Hergun baska biriynen,
Nasip eyle yarabbi
2/4/2007 | Kategori: MiZAH | Yorum (4) | Yorum Yaz | Kalıcı Bağlantı
Batıl İnançların Hikayesi
Ayna kırarsanız ne olur?
Perde Arkası
Ayvayı yediniz demektir zira ya 7 yıl herşey çok kötü gidecektir ya da yakınlarınızdan birisi öte tarafa geçiş yapacaktır. Evde ayna kırıldığında hemen kırıklar evden uzaklaştırılmalı ve olabildiğince çabuk toprağa gömülmelidir. Böylece kötülük geldiğinde ayna parçalarını evin dışında bulacağından, ev halkı paçayı kurtaracaktır. Aynanın icat edilmediği bilinmediği çağlarda insanlar parlak yüzeylere, göllere, havuzlara bakarlar ve öte yandaki kendilerini hayretle izlerlerdi. Görüntülerinin dalgalanması veya titreşmesi kötüydü, felaket geliyor demekti. Eski Mısır ve Yunan´da salt bu nedenle kırılmaz metal aynalar yapılıyordu, böylece öte yandaki görüntülerinin bozulmamasını garantiye alıyorlardı. Roma´da ise camcılık ileri olduğundan ayna kırılmaları tabii ki daha çoktu ve kırık aynaların kötü talihin işareti olduğu kabul gördü. 7 yıl ise önemli bir süreç çünkü yine Antik Çağ´da her yedi yılda bir insanın tüm bedeninin yenilendiği düşünülürdü, işte bu yüzden ayna kırıldıktan sonra ancak yeni beden oluşana kadar kötülük sürecekti. Büyü sanatında ise ayna geçit veya geçiştir yani bir başka boyuta veya insandışı varlıkların yaşadığı yere ayna ile geçilir ve onlar oradan bu tarafa geçebilirler. Ya ayna kırıldığında, bu tarafa gaçmiş kötü bir varlık varsa? O zaman durum vahim olabilir zira geri dönemeyecek ve başınıza kalacaktır.
Perde Arkası
"Hapşuuu!..Çok Yaşa","Çok yaşa", "İyi ve uzun yaşa", "Sağlıklı yaşa","God bless you", "Gesundheit" ve diğerleri... Dünyanın her yerinde hapşıran insana söylenen bazı sözcükler. Eski insanlar nefesin veya soluğun ruh olduğuna veya yaşamın özü olduğuna inanırlardı. Tanrı insanı yarattığında soluğunu insanlara üflemişti ve o soluk bedende bulunduğu sürece yaşam sürüyordu. Bu inancın doğrultusunda hapşırınca nefesin durması veya o kasılma hareketinin sonucunda soluğun dışarıya kaçıp gideceğinden korkuluyordu. Bir başka Roma kaynağında ise hapşırma sırasında beyinde oluşan vakumun, içeriye kötü ruhların girmesine neden olacağına veya fırsat vereceğine inanıldığına raslanıyor. Roma´da hapşırmadan çok korkulur ve salgın hastalıkların ortaya çıkacağı düşünülürdü. Daha sonralarda Papa Büyük Gregory döneminde Roma´yı kasıp kavuran veba salgını sayısız insanın canına maloldu ve Papa Gregory ilk kez hapşıran insanlara karşı "God bless you/ Tanrı sizi kutsasın" sözcüğünü kullandı. Sonrası malum
Niye yatağın sağ tarafı?
Perde Arkası
Hemen her kültürde ve ülkede yatağın sağ tarafında yatmanın veya sabah kalkmanın hayırlı olacağına ve o günün şanslı olacağına inanılır. Sağdan kalkılmalı ve sağ ayakla yere basılmalıdır yani ilk adım sağ ayakla atılmalıdır. Bir yere girerken sağ ayakla adım atılarak girmek iyidir, uçağa binerken de... Hatta yanlışlıkla sol ayakla girilmişse geri dönerek, sağ ayakla tekrar girilir. Neden ? Yine Roma´dayız, Roma mitolojisinde ve halk arasındaki kült inançlarında sol tarafın Satanik yani kötü olduğu inancı vardı. Roma vatandaşları evlerine muhakkak sağ ayaklarıyla adım atarak girerlerdi. İlginçtir işleri, sağlığı uzun zaman iyi giden insanlar, zor durumda olan evlere davet edilirler ve sağ ayaklarıyla içeri girmeleri istenirdi, böylece kaçan iyilik ve şans geri gelecekti. Eski ve yeni İngilizcedeki "Sinister: uğursuz,meşum,şeytani" kelimesi latincedeki "sol taraf" sözcüğünden türetildi ve solun uğursuzluğu güncel dilde de yer aldı. Ne dersiniz? Galiba bu kelime solcular için de pek hayırlı değil, baksanıza bir türlü iki yakaları bir araya gelemiyor.
Ve de şemsiye inancı
Perde Arkası
Şemsiyeler dışarda yağmura karşı kullanılmak için icat edilmiştirler, evlerin içinde yağmur yağdırılamadığından kapalı mekanlarda kullanılmazlar. Ama eğer oturma odanızda tv seyrederken şemsiyenizi açarsanız, başınız derde girebilir haberiniz olsun. Niye mi? Basit, şemsiye ilk kez Uzak Doğu´da MÖ 11.yy´da kullanılmaya başlandı. Sadece ve sadece politik ve dinsel hiyerarşinin tepesinde bulunanlar şemsiye kullanabilirlerdi, onlar güneşin sıcak ve yakıcı ışınlarından korunma hakkına sahiptiler veya bu hak yanlız onlara verilmişti. Sıradan kulların veya vatandaş makulesinin böyle bir anayasal pardon güneşyasal hakkı bulunmamaktaydı. Daha da ötesi şemsiyeler şimdikiler gibi standartize değildiler, kişinin ruhsal hakediş belgesine göre şemsiyenin çapı belirleniyordu. Yani şapka gibi, kafana göre yani ruhsal çapına göre. Demek o zamanlarda kafana göre takıl yerine ruhunun çapı kadar konuş deniliyormuş. Ayrıca şemsiyenin kutsallığı elbette ki Güneş Kültü´ne dayanmakta, güneş evlerin içine tecavüz edemediğinden boş yere şemsiye açmak uğursuz oluyor. Unutmamak gerek, maji veya batıl inanç evreninde herşey dümdüz ve doğru, ne ne içinse onun için kullanılacak, öyle insansal varyasyonlar yasak vesselam. Batıl inançlarımızın açıklamaları bu kadar değil tabii..
Kara kedinin şerri var mı?
Perde Arkası
Yolunuza bir kara kedi çıktı diyelim, özellikle de evinize giderken, şimdi başınız ciddi olarak dertte, peki niye? Eski Mısır´da kedi kutsal hayvandı ve bir kedinin ölümüne neden olmak kafanızı kaybetmeniz için çok yeterli bir nedendi. Orta çağlarda ise kara kedi özellikle engisizyon döneminde büyücülük ve satanizmle ilişkili olarak kabul gördü. Ruhunu şeytana satmış kişinin ruhu kara bir kediye geçiyordu ve kara kedi o andan sonra kötülükleri yapmaya başlıyordu. Buradan yola çıkarak görüyoruz ki, kara bir kedinin yolunuza çıkması sizin büyücü taifesi ile haşır neşir olarak telef olacağınızın ta kendisidir.
Eyvah merdivenin altından geçtim!
Perde Arkası
Eğer bir merdivenin altından geçerseniz yandınız, zira tanrıların gazabı üzerinizde olacaktır. Geçtinizse artık geri dönüş yok, sakın yine geçmeye kalkmayın, parmaklarınızı düğümleyin veya bildiğiniz hayır dualarını okumaya başlayın. Neden mi? Merdiven geometrik olarak duvarla veya dayandığı yüzeyle ve de tabanla bir üçgen oluşturur. Bu üçgen Hıristiyan inancındaki "Teslis" in yani kutsal ruh´un veya üçlemenin simgesidir, öyleyse bu kutsal alanın içine girmek günahtır ve uğursuzluk getirir. Kara büyüde de kullanılan içiçe iki üçgen koruma alanını oluştururlar. Bu alanın dışına bilinçsizce veya hazırlıksız çıkarsanız şeytani güçler sizi ham yaparlar. Şaka bir yana, bunun ciddi kanıtları da yok değil.2/3/2007 | Kategori: MiZAH | Yorum (1) | Yorum Yaz | Kalıcı Bağlantı
Kullanım Talimatları
Bunlar çeşitli ürünlerin üzerindeki kullanma talimatlarından alınıp cümleler ve espri olsun diye değil, ciddi ciddi yazılmış..
* Sac kurutma makinesinin
uzerindeki talimat: "Uyurken kullanmayin"..
* Kizarmis patates torbasinin uzerinde: "Kazanan siz olabilirsiniz.. Üstelik,
satin almaniz da sart degil.. Ayrintili bilgi torbanin icinde"..
* Dial sabunlarinin kutusunda: "Kullanim sekli: Normal sabun gibi"..
* Donmus yemek kutusunda: "Öneri: Buzunu çözün...
* Otellerde verilen dus basliginin kutusunda "Icine bir tek bas sigar."
* Hazir Tirami su tatlisinin kutusunda: "Altust etmeyin.." (Uyari kutunun
dibinde, tatlinin altinda yazili)
* Marks & Spencer'e ait bir puding kutusunda: "Atesin uzerine koyarsaniz isinir."
* Bir uyku ilacinin uzerinde.. "Uyuklamaya sebep olabilir."
* Roventa utu kutusunda: "Giysilerinizi uzerinizde utulemeyin"..
* Ingiltere'nin unlu eczane zinciri Boots'un cocuklar icin hazirladigi oksuruk
surubu kutusunda: "Icince Araba kullanmayin"..
* Çin mali Noel agaci isikli suslemelerinde: "Sadece iceride ve disarida
kullanilabilir"..
* Japon mali mutfak robotunun uzerinde:"Baska amacla kullanilmaz."
* Findik paketinin uzerinde: "Dikkat: Icinde findik var."
* American Airlines Sirketi'ne ait fistik paketinin uzerinde: "Talimat: Paketi
acin, fistiklari yiyin.."
* Bir elektrikli testerenin uzerinde: "Calisirken elinizle durdurmaya tesebbus
etmeyin."Altı nokta körler derneği, üstü virgül sağırlar derneği
25/12/2006 | Kategori: MiZAH | Yorum (2) | Yorum Yaz | Kalıcı Bağlantı
Zavallı Prens...
yaşarmış.
Ancak, prens daha küçükken ülkedeki kötü kalpli cadının
lanetine uğramış ve üzerindeki bu lanet yüzünden her yıl sadece
bir kelime konuşabiliyormuş.
zaman bir yıl boyunca susuyor, böylece ertesi yıl da iki kelime
söyleme hakkı oluyormuş.
Bir gün bu yakışıklı ama talihsiz prens dere kenarında otururken,
bir de bakmış karşıda küçük bir kulübe ve kulübenin
bahçesinde muhteşem bir kız. Saçları altından daha sarı,
gözleri gökyüzünden daha mavi, dudakları kirazdan daha
kırmızıymış. Prens, bu güzelliği görünce aklı başından
gitmiş, o anda vurulmuş ve iki yıl boyunca konuşmamaya karar
vermiş. İki yıl sonunda kıza "Çok güzelsiniz" diyebilmek
için.
büyümüş ve kıza, "Size aşık oldum" demek için yanıp
tutuşur olmuş. Böylece, "Çok güzelsiniz, size aşık oldum"
diye toplam beş kelimeyi söyleyebilmek için, geçen iki yılın
ardından üç yıl daha konuşmamayı göze almış.
Beş yılın sonunda prens konuşmak için hazır olduğu sırada,
birden bu muhteşem güzel ve zarif kızla evlenmeyi, onu sarayının
prensesi yapmayı ne kadar istediğini fark etmiş. Böylece, "Çok
güzelsiniz; size aşık oldum; benimle evlenir misiniz?" diye toplam
yedi kelime söyleyebilmek için, beş yılın ardından iki yıl daha
sabretmeye karar vermiş.
Ve prens bu platonik duygularla yedi koskoca yılı tamamladığı
gün, artık dünyanın en heyecanlı ve en mutlu erkeği olarak
kızın yaşadığı kulübeye koşmuş. Kız, yine kulübenin
bahçesinde oturuyormuş ve bir kitap okuyormuş. Prens, elindeki bir
tek kırmızı gülü kıza uzatmış ve sormuş:
- Çok güzelsiniz; size aşık oldum; benimle evlenir misiniz?"
Kız başını kaldırıp prense
bakmış. Kulaklarını örten altın sarısı saçlarını geriye
atmış ve prense şöyle demiş:
- Pardon?...
12/12/2006 | Kategori: MiZAH | Yorum (1) | Yorum Yaz | Kalıcı Bağlantı



,

